Stefan Zweig’in intihar mektubu

“Bütün yalnızlar gibi özgür ve bütün özgürler gibi yalnız…”

Stefan Zweig ve karısını ölüme sürükleyen süreç
Ruhunun derinliklerinde, mahkûm edildiği yalnızlığın her türlü acısını yaşamış, sıkıntılar içinde boğulmuş ve sonunda zor bir ölümü seçmişti. 22 Şubat 1942’de Zweig’ın, karısı Lotte ile intiharına, Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha var olmayacağı düşüncesi neden olmuştu.

26 Mayıs 1940 tarihinde günlüğüne şu notu düştü:
“En iyisi insanın yanında hep küçük bir şişe morfin bulundurması.”

1881 Viyana doğumlu öncü düşünür, üretken edebiyatçı Stefan Zweig, bir yazarın yaşayabileceği en talihsiz şeyleri yaşamıştı; ancak Nazi faşizminin özgür düşünceyi yok etme girişimleri, Zweig’ları ölüme sürüklemişti…

Avusturyalı Yahudi yazar Stefan Zweig’in intihar mektubu, İsrail Ulusal Kütüphanesi tarafından  ünlü yazarın 70’inci ölüm yıldönümünde, aralarında intihar mektubunun da olduğu birkaç belgeyi internet üzerinden okurlara sundu. 1881 doğumlu Stefan Zweig, 1934 yılında Adolf Hitler ve Nazi ideolojisinin iktidara gelmesi sonrası Avusturya’yı terk etmişti. Önce İngiltere ardından ABD’ye giden Zweig, 22 Şubat 1942’de hayatına son verdiği Brezilya’ya yerleşmişti.

Karısıyla birlikte
Brezilyalı bir doktor, Almanca intihar mektubunu 1960’larda bir polis memurundan almış ve 30 yıl sonra da İsrail Ulusal Kütüphanesi’ne bağışlamıştı. “Amok Koşucusu”, “Yürek Çöküntüsü” gibi birçok kitabı Türkçe’ye de çevrilen Zweig’ın, karısı Lotte ile intiharına, Hitler’in dünya düzenini kalıcı sanmasının verdiği karamsarlığın yanı sıra, kendi dünyasının asla bir daha varolmayacağı düşüncesi neden olmuştu.

İşte Stefan Zweig’ın intihar mektubu:

“Özgür iradem ve açık bir bilinçle bu yaşamdan ayrılırken, son bir sorumluluk yerine getirilmeyi bekliyor: Bana ve işimi yapmama huzurlu bir ortam sunan harika ülke Brezilya’ya içten teşekkürlerimi sunmak. Her yeni günle bu ülkeyi daha çok sevmeyi öğrendim, ruhsal anavatanım Avrupa kendi kendini yok ettikten ve ana dilimin dünyası yok olduktan sonra, dünyanın hiçbir yerinde hayatımı bu kadar severek yeniden kuramazdım. Ama altmışıncı yaştan sonra tam anlamıyla yeniden başlamak çok özel bir güç gerektiriyor. Ve benim gücüm yıllar süren vatansız yolculuklardan sonra iyice tükendi. Bu nedenle hayatımı doğru zamanda ve doğru bir şekilde sonlandırmamın iyi olacağına inanıyorum. Ki hayatım boyunca tinsel uğraşım en büyük haz kaynağım ve kişisel özgürlüğüm en yüce değerim oldu. Bütün dostlarımı selamlarım! Hepsine uzun geceden sonra gelen tanın kızılllığını görmek nasip olsun! Ben, her zamanki sabırsızlığımla önden gidiyorum.”

22.11.1942
Stefan Zweig Petropolis

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir